Site Sol Reklam Alanı  120x600

Site Sağ Reklam Alanı  120x600

27-09-2017 Şebnem Özkan

Sevgi, Mitolojideki en eski Tanrıymış… Bu tanıma bayılıyorum! Sevginin bir varlığı olduğunu tarif ediyor benim için. Kendine özgü bir gücü, bir frekansı ve bir enerji alanı olduğunu gösteriyor. O yüzden isminin büyük harfle başlaması lazım diye düşünüyorum…

Sevgi sizce nasıl bir şeydir? “Canım, cicim, aşkım, bir tanem” vb. sözcüklerinden mi ibarettir? Evet, belki bunlar sevgi ifadeleridir ama büyük harfle başlayan Sevgi bununla kalmaz! O çok daha beklentisiz, karşılıksız ve kendiliğindendir…

Psikolog şapkamı takarak size naçizane bir öneri yapabilirsem eğer… Eşinizi, sevgilinizi veya bir başkasını neden sevdiğinize dair bana bir sebep gösterebiliyorsanız, Sevgiyi biraz daha çalışmanız gerek demektir… ;)

O halde gelelim işini özüne: Bahsettiğim bu Sevgi frekansının birinci basamağı bir başkası için hiçbir olumsuzluk düşünememe halidir. Böyle bir olasılığın dahi olamayışıdır! Akılda, fikirde böylesi bir mefhum kalmamıştır... Diğer kişi, sizinle aynı gibidir artık. Kendiniz için düşündüğünüz onun için de geçerlidir. Veya düşünemediğiniz…

Ve bu da şu kaçınılmaz sonucu doğurur eninde sonunda: Başkaları için faydalı bir şeyler yapmak.

İşte yeni kitabım Yükseliş: Gönlün Şifası’nın anlatmaya ve ulaşmaya çalıştığı Sevgi frekansı böyle bir şey. Şimdi sizden ricam, insanların bu frekansa yükseldiklerinde dünyanın alacağı hali hayal etmeniz. Lütfen biraz düşünün… Nasıl bir hayat kurguladınız?...

Ben bu hayatlara layık olduğumuzu biliyorum. Bu hayatlara İnsan gibi İnsan olma hali diyorum...

Gerçekten mutlu, gerçekten Sevgiyi tam olarak alıp, verebildiğimiz, Sevgi Bilincine ulaşabildiğimiz hayatlara nasıl ulaşmalı peki? Yine psikolog şapkamla cevap vermeliyim bu soruya... Bunu ancak kendi acılarımızı, üzüntülerimizi, kırgınlıklarımızı vb. şifalayabildiğimiz zaman yapabiliyoruz.

Affettdiğinde bir mahkumu serbest bırakırsın. Kendini…

Anonim

Demek ki affetmeye meyilli olmalı insan. Çünkü gerçekten affedebildiğinizde ne olur biliyor musunuz? Siz onca üzmüş olan şeyi unutur gidersiniz! Hafızanızdan silinir, üzerinizde hükmü kalmamıştır artık. Siz onu bırakınca, o da sizi bırakmıştır doğal olarak.
O halde şimdi şu basamağa geldi sıra…

Affetmek için bir teknik: Affetmek istediğiniz kişiyi çocuk halinde görün. Onu beş, altı veya hayalinizde nasıl canlanıyorsa küçük bir çocukmuş gibi algılayın. Bu şekilde onu affetmeniz çok daha kolaylaşacaktır. Çünkü çocukları affetmek çok daha basittir. “Çocuk işte” deyip geçeriz. Hatasını bilmemezliğine veririz.
Ve aslında bir başkasını kırmak gerçekten de bilmemezlik gerektirir. Kayıtsızlıktan olsun, hatta bilerek olsun birisini üzüp, incitmek en temelde ne yaptığını bilememektir…

Araştırmalar affetme gerekliliği olan durumlarda kendiniz affetmenin de çok gerekli olduğunu göstermiştir (!). Haydi o halde, sıra kendinizi affetmede. Biliyor musunuz, bu belki de en zorudur. Ama biraz önce denemiş olduğunuz teknik burada da imdadınıza yetişir. Kendinizi çocuk halinizle görüp, kendinize şefkat gösterin. Her zaman yapabildiğinizin en iyisini yaparsınız; unutmayın. Eğer becerebilseydiniz, daha iyisini yapardınız tabii ki!

O halde kendinizi tamamen affettiğiniz ve doya sıya Sevdiğiniz bir hafta dileklerimle… 


Bu yazı 2230 defa okunmuştur.



Şebnem Özkan Diğer Yazıları
Tüm Detaylar En Alt - 468x60
- Detay Sağ 1 - 300x250
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler
ÜMRANİYE RAMAZAN2 Detay Sağ 2 - 310x310