06-02-2017 Bakiye Duran

Koşmak.

Bir sevdadır koşmak.

Büyük aşktır hayatın peşinden koşmak.

Yıldız kayması gibi bir şeydir koşmak.. Hani yaz aylarında gök yüzünü seyrederken bir yıldız kayar ya , ışık ince bir çizik çeker gider ya .  O hoş görüntü  bir anda biter ya. İşte koşmak öyle bir şey.

Bir başladığını  bir de bittiğini görürsün. Bu arada ne yaşadığını bir sen bilirsin .

Koşmak platonik bir aşk gibidir. Sen seversin ama koşmadığın gün unutulursun.. Bitmeyen ,tükenmeyen karşılıksız sevdadır.

Koşmak sonsuz sevgidir..Özgürlük sevdasıdır.

Yaşayamadığın hayallerindir koşmak.

Öyle bir özgürlük sevdasıdır ki  uğruna nice dağlar aşılır. Nice çöller geçilir.

Ne dereler  kalır ne tepeler kalır . Ayak basmadığın bük dibi batmadığın çamur, çukur kalmaz. Kar demeden, kış demeden kör karanlıkta çıkarsın patikalara koşarsın özgürce hayallerine

Hayatın tüm yükünü  sırtına alır yollara düşersin. Koşarsın  düşlerinde  uzanan  patikalara. Koşarak gitmek istersin sevdiklerine , kaybettiklerine ,beklediklerine ,bekleyenlerine ,ümitlerine ..

Ne yarışlar koşulur bir sevda uğruna, bir aşk uğruna ne antrenmanlar yapılır.

Her insanın sevdası başka başkadır. İş sevdası, aş sevdası, hayat sevdası.  Öğrenme sevdası, Aile sevdası, keşfetme sevdası, üretme sevdası  gibi  sayısız sevdalar vardır.

 Her insan doğar doğmaz bir şeylerin peşinde koşar.

Doğmak ,büyümek, doymak, av bulmak , av olmamak, eş bulmak ,iş bulmak aş bulmak, barınmak ,korunmak, korumak, üremek,neslini devam ettirmek. Sosyal olmak haberleşmek, ,keşfetmek, yenilenmek, Hayatının devamlılığını sürdürebilmek

Tüm canlıların  ve özellikle İnsanların koşması için sayısız sebepler vardır.

 Koşmak hayattır, yaşamayı sürdürmenin anahtarıdır.

 Büyük bir şanstır bu hayatta olmak . Tekrarı olmayan bu fırsatı en iyi şekilde yaşamak gerek.. 

           Tarifsizdir koşmak, Tanımsızdır özgürlük sevdasıdır.. Tam yakaladım dediğinde uçup gider elinden . konar bir dağın zirvesine . Yada uçar gider çöllerin ufuk çizgisine, sevda bu avuçlarının arasından kayar gider koşarsın peşinde sonsuza dek.

         Bazen  uçsuz bucaksın kızgın bir kum çölünde bulursun kendini.. Omuzlarında hayatın yükü , gönlünde tüm aşkların, bir matara su ile yarı aç,yarı  tok, yarı uykusuz, yorgun gidersin bilinmeyene doğru. 

Buldun mu kendini bir çöl yarışında .Öyle bir geçer zaman ki .Güneş hem  gökten  hem yerden  doğar.Tepende kızgın güneş tabanında kızgın kumlar yakar bedenini .Bir tek yaşama şansın var suyun bitmeden hedefe ulaşabilmek.  Kitlendin mi hedefe, Gözünü diktin mi ufuklara  ne güneşin sıcaklığı ,ne kumların kızgınlığı vız gelir.

Ne  açlık , ne de susuzluk  aklına bile gelmez.  Koşuyorken sonsuz kum düzlüklerini  dümdüz zannedersin tüm dünyayı.

Hedefini hem yerde hem de göklerde zannedersin . bitmez yolar. Gelmez ufuklar. Gün hangi gün,saat hangi saat .zaman ne zaman .Unutursun zaman ,mekan kavramını .Hep gitmek ,gitmek istersin ufuk çizgisine kadar.

Gün biter, gece başlar ,ay doğar ,güneş doğar, batar, çıkar .Yeniden doğarsın koşarsın ,koşarsın. Bir ara  ya bir taşın dibine yada bir çalının dibine çökemeye çalışırsın bükülür  kalırsın,  dizlerin bükülmez  oturacak gücün bile kalmaz.

 Çantandan yiyecek çıkarmaya bile gözün almaz. Bir yoluna bakarsın bir de suyuna bakarsın hesaplayarak içersin. Bir gözünü kapatırsan bir daha kalkamayacağını düşünerek titreyen bacaklarınla dikelirsin.

Konuşursun kendinle .Haydi dostum kalk. Koşmayınca bitmez bu yollar.  Uzanırsın yollara yer kızgın , gök kızgın . ha pişti ha pişecek zannedersin kendini.  Ufuk kaynıyor. cehennem bu olsa gerek dersin.

Kızgın gök yüzü ile kızgın yer yüzü tabakası arasında bir kendin  bir de Allah’ın   olduğunu hissedersin . Okumadığım dua var mıydı diye okunacak yeni dualar ararsın.

Her şeye rağmen koşmak istersin. 

Çöl  bu sonsuzluğu bile görürsün ama ulaşamazsın . Sanki koştukça ufuk çizgisi de koşuyor gibidir. Bir türlü yakın gördüğün noktaya ulaşamazsın.

Unutursun kendini. Çocukluğun akılına gelir. Sevdiklerin sevmediklerin, özlemlerin, akar sular, serin dereler, buz gibi  içecekler, dondurmalar, Köpüklü ayranlar, kavun ,karpuz ,yeşil erik yemediğin , içmediğin ,boşa geçen günlere acırsın.

 Bir şarkı tutturursun .Kara sevda . Olmadı ya çok ağır geldi. Kara tren gecikir belki hiç gelmez. Dağlarda dolanırda halimi bilmez.

Ağlayacak  gibi olursun boğazına düğümlenir notalar. Ben çöldeyim .Keşke bir su olsa da dalsam içine  derken !

Nihayet finiş görünmüştür. Her şeyi unutur var gücünle koşarsın sanki yeni başlamışsın fırtına gibi koşar finişe atlarsın . Olan suyu tependen aşağı aktarırsın. Geçmiştir bir gün .yarın yine başlayacak illaki daha zor olacak. Kabullenmiştir vücudun koşacak bu kadın bu çölleri.

Bir gün iki gün derken alışırsın çöllere. Kıt kanaat yiyeceklerinle  zamanı geçirmeyi hesaplarsın.  Günler içinde  koşarken bazen bir engerek bazen bir kobra ile karşılaşırsın. Parkur boyunca Zürafalar, Maymunlar, tanımadığın kuşlar, karacalar, ceylanlar geçer yanından bir bir.

 Sinek kaçar gözüne . Gece etaplarında yaban hayvanlarını gözlerini reflektör zannedip kaybolduğunda olacaktır..Yaban hayvanlarının ihtişamına  kapılıp parkurdan çıktığında çok olur.

Bir başkadır çöl koşuları. Makamlar, mekanlar, diplomalar, zenginlik,fakirlik,üst düzey dostlar,teknoloji yoktur gözünde hiç birinin değeri. Eşittir koşucular kardeşindir her biri. Her kes aç, her kes yorgun, her kes özgür, her kes sevdalı  bu hayata.

Açtın mı kollarını çöl sıcaklarına meydan okursun zamana. Bir anda finiş çıkar önüne .Kanatlanırsın uçarsın incecik çizgiye. İşte bitti dersin.

Günler geçer, yollar  biter  ama sen bitmezsin.

Başka bir insan olursun her yarış sonu. Korkutmaz seni ne fakirlik ne sıkıntı. Sevmediğin işi seversin. Yemediğin yemeği yersin, İnsanlar  daha kıymetlidir gözünde . Sevgi kaplar içini dışını.

Bir güç vardır ki seni çeker dağlara. patikalara. Bir bağ vardır tabiat ile aranda anlayamazsın ,anlatamazsın,

Çıktın mı bir dağ  yarışının yoluna tek bir düşüncen vardır.Sadece zirveye ulaşmak.

Tırmanır,tırmanırda çıkmaya çalışırsın bulutlara, semaya.

Sen tırmandıkça dağlar büyür ,yükseldikçe yükselir, yollar uzar gider.Sanki sen koştukça dağlarda koşuyor zannedersin.  İn dereye, çık tepeye bitmez tükenmez dar geçitler. Gözünü dikersin zirvelere bakacaksın bu hayata en yüksek dağların tepelerinden. Fink atacaksın dağdan dağa koşacaksın. Görünen dağ kılavuz istemez derken bir anda kaybolursun. Kurşun gibi geri dönersin. Ha orda ha burada derken bulursun belirsiz bir sapak ve küçücük bir işaret. Bir daha fırlarsın ok gibi. yorgunluğun gider uçarsın dar patikalarda .

Parkur hem yama hem yokuş. Dimdik baca gibi tırmanırsın kedi gibi. Çık çık bitmez anasını satayım dersin, söylenmeye başlarsın Bu ne ya böyle yarış mı olur?  Kendine sorarsın zorlamı getirdiler.

Şeytan azapta gerek. Bir ara parkur düzelir keyfin gelir bir türkü tutturursun .

Bana ne yazdan bahardan. Bana ne borandan  kardan . Aşağıdan yukarıdan yolun sonu görünüyor.

Zirveyi görürsün .görürsün de o seni görmez bir türlü çıkamazsın.

Başka bir türkü denersin. Bu dağlar eze dağlar. Yar gele geze dağlar Suları şarap olmuş. Çiçeği meze dağlar.

Olmadı mı? Başka türküler de var. Yüce dağ başında yanar bir ışık . Düşmüşem peşine olmuşam aşık.

 Sayısız dağ türküsü var. Yüce dağların başı Duman değil kar idi Sevdiğim seninle  ne günlerim var idi .

  O türkü bu şarkı derken bir bakmışsın finişte alkışlar kopuyor . Geldin be dostum .çıktın işte zirveye.

 Yine hiç koşmamış gibi uçarsın  o beyaz çizgiye.

Bu iş bu kadar. Sevincinden ağlarsın için için . Bir sen bilirsin yaşadığın hayatın tadını

Bir Sevdadır koşmak. Bir sevdadır hayatı yaşamak.


Bu yazı 553 defa okunmuştur.



Bakiye Duran Diğer Yazıları
Tüm Detaylar En Alt - 468x60
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler
Emniyet1 Detay Sağ 3 - 300x250